BÜYÜDÜKÇE KİRLETTİLER MASALLARIMI

BÜYÜDÜKÇE KİRLETTİLER MASALLARIMI

Bir varmış bir yokmuş diye başlamıştı oysa bütün masallarım… Yaşarken hep var sandıklarımın; birden “yoklarmış aslında” düşüncesiyle avunurken buluyorum kendimi…

Küçükken de severdim masalları…”Bir arpa boyu yol gitmenin” ne demek olduğunu o zamanlar anlamasam da, şimdilerde çok iyi anlıyorum…ne kadar uzağa gitmek istersem isteyim,ne kadar kaçmak gelse de içimden; hep “bir arpa boyu yol gidiyorum” ben…. Çocukluğumda kaldı yüzyıl uyuyan prensesler, büyüyüp ayakta uyutulunca fark ettim… Elmayı ısırıp bayılan pamuk prenses bile yabancılaştı bana. Elma yerine hep kazık yediğimde anladım… Saçlarını kuleden sarkıtan Rapunzel bile sahte. İnsanların sadece menfaatleri için ellerini uzattıklarında anladım bunu. Pinokyo bile daha masum kaldı artık çünkü insanların yalan söylediklerinde burnunun uzadığını değil; yüzünün bile kızarmadığını anladım. Kırmızı başlıklı kız kurdun gazabına uğrarken; artık insanların gazabına uğrar olmuş insanlar. Artık kimse Heidi gibi mutluluk oyunu oynamıyor. Herkes öldürmüş içindeki küçük çocuğu ya da artık külkedisine dönen bir prensesin varlığına kimse inandıramaz beni çünkü büyüdükçe insanların bir değil birden fazla yüzleri olduğunu gördüm. O yüzden masallar uyutmuyor; mutlu etmeye yetmiyor beni çünkü büyüdükçe kirlettiler masallarımı…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir