HADİ GEL…

HADİ GEL…

Suretim, siretime yabancılaştığında anlamalıydım bu şehirden gitmem gerektiğini…
Şehre yine aynı yağmurlar yağıyor,yine aynı yanıyor sokak lambaları; ama bir türlü “biz” olmadık bu şehirle sen gittikten sonra…
Ben hep eksik kaldım yarısı dökük kaldırımlara…

Zamansız gelen bir vapur gibiydin iskeleme ve zamansız gittin yine…
Ardından el sallayacak bir vakit bile tanımadın bana.
Deniz yine aynı deniz; yine martıya sevdalı ama kumsalla sevişir olmuş,
Bense her dolunayda amansız sancılarla doğuruyorum hasretlerimi.
Öksüz sevdalar birikti bu günlerde gönlüme.

Biliyorum deniz nasıl vazgeçmezse gökyüzünden, öyle imkansızdı! Senin de beni sevmen.
Bilirim bilmesine de; susuyorum işte…

Bu şehre yarımım artık. Tam değil, tüm değil artık adımlarım. Yalnızlığım pranga vurdu düşlerime. Hayallerim ise son bir direnişle özgürlüğünün peşinde.

Şimdi, bu şehrin en sevdiğin yerinde oturuyorum tek başıma.
Hadi çık gel…
Çayın hala sıcak:Soğutma….

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir